5 saniye içinde yeni adresimize yönlendirileceksiniz.
Gönderen
Murat TURAN
Öğrenme sürecinin birkaç aşaması var. Öncelikle neyi
bilmediğinizi öğreniyorsunuz. Daha önce aklınızda olmayan yeni sorular ve
boşluklar beliriyor insanın kafasında. Herhangi bir konuda daha önce
duymadığınız ihtiyaç, öğrenme isteğinizi tetikliyor. İkinci adım
bilmediklerinizi öğrenme kısmı, yavaş yavaş, hata yaparak işliyor bu kısım.
Üçüncü aşama ise öğrenilenlerin içselleştirilmesi, özümsenmesi ve beyin
tarafından otomatikleştirilmesi kısmını oluşturuyor. Son aşama ise artık
öğrenilen şeyi düşünmeden tamamen otonom sinir sistemi ile yapmak ki bunun için
çok fazla pratik gerekiyor.
Araştırmalar en çok hatanın 2. ve 4. kısımda oluştuğunu
gösteriyor. Yani bir yeni yeni öğrenirken, bir de öğrendiğimizden kesin olarak
eminken hata yapıyoruz. Hafızam beni yanıltmıyorsa bunu ilk kez NurdoğanArkış’ın bir eğitiminde dinlemiştim. Araba kullanmayı öğrenmeyi örnek
vermişti. Yeni araba kullanmayı
öğrenirken hatalar yapılması, beyin her küçük hareketi tek tek düşünmek zorunda
olduğundan oldukça normal görünüyor. Ancak usta sürücü olup artık aktif beyni
tamemen devreden çıkaracak derecede aşırı özgüven de aynı şekilde
hatalara yol açıyor.
Gönderen
Murat TURAN
İnternet hayatımıza çok şey kattı, çok şey de aldı. Ama tartışılmaz bir gerçek olarak birçok konuda hayatın akışını geri dönülemez biçimde değiştirdi. Artık bilgiye ulaşamamak gibi mazeretimiz yok. Bilgi sahibi olmakla da çok övünülecek taraf kalmadı çünkü isteyen herkes hemen hemen her bilgiye erişebiliyor artık.
Bir önceki yazıda eğitimin içeriğinden ve kullanım şeklinden bahsedip sonra bu konudaki fırsatları belirteceğimi yazmıştım. Ara ara bu başlığa dönüp eklemeler yapmayı da düşünüyorum. Ancak maalesef imkanların hemen tamamı İngilizce bilmeyi hem de iyi derecede bilmeyi zorunlu kılıyor. İnternette en geniş bilgi/kaynak her zaman İngilizce dilinde maalesef ve Türkçe eşleniklerini bulmak pek kolay değil. Umarım birilerine faydası olur:
Gönderen
Murat TURAN
Eğitim artık önemli konular arasından çıktı, olmazsa olmaz konular arasına girdi. Rekabetin can yaktığı iş dünyasında lise mezunları çoktan tarih olurken yerini mutlaka üniversite mezunu olma gerekliliği almıştı. Sonra buna yabancı dil zorunluğu eklendi. Ardından yükseklisanslı olanlar öne çıkmaya başladı ve MBA kültürü de virüs gibi yayılınca artık yükseklisans yapmamış insan sayısı da hızla azalıyor. Ya da yapanların sayısı büyük bir hızla artıyor demek daha doğru olur. Yakın gelecekte doktorası olmayanların işe alınmadığını görürsem şaşırmam sanırım.
Gönderen
Murat TURAN
Bir çalışan olarak çalıştığım iş yerlerinde elimin ulaştığı her eğitime katılmaya çalıştım. Hep eğitimin çok önemli olduğunu ve bir işletmenin, eğer değer veriyorsa, çalışanlarını sürekli geliştirmek adına durmadan eğitimler vermesi gerektiğini düşünüyordum.
Dün gece MBA İnsan Kaynakları dersinde Yücel hocamın söylediği bir cümle kafamda bambaşka bir bakış açısı daha oluşturdu. Yücel hoca eğitimin dezavantajlarından bahsediyordu ve daha önce eğitimin bir dezavantajı olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Özetle şöyle diyordu:"Çalışana bir eğitim verildikten sonra, eğer firma içinde bu eğitimin getirilerini uygulayabileceği bir fırsat bulamazsa eğitim çalışanın istek ve motivasyonunda ters etki yapabilir. Buna da eğitim şoku denir."
Demek ki çalışana değer verip eğitim faaliyetlerini önemsemek kadar, gereksiz eğitimler vermemek de önemliymiş. Eğitimden beklentileri ve eğitim sonrası ortamı da iyi hesaplamak gerekiyormuş...
Gönderen
Murat TURAN
2012 Eylül ayından beri Bahçeşehir Üniversitesinin Bursa'da açtığı Gelen İşletme MBA eğitimine devam ediyorum. Birçok insanın da içeriği, anlamı, değeri kestirmeye çalıştığını, merak ettiğini biliyorum. Bakalım neler anlamışım;
İngilizce "Master of Business Administration" kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve İş yönetimi master eğitimi olarak çevirebileceğimiz MBA özellikle son 10 - 15 yılın popüler konularından biri. Teoride, işletmecilik eğitimi almamış, iş yönetimi, finans gibi konularda açığı bulunan mühendislere yöneticilik vasıfları kazandırmak ve daha donanımlı yöneticiler yetiştirmek için ortaya atılmış. Amerika'daki tarihi bize göre çok daha eski. Ancak tüm eğitim sistemlerinin başına gelen 2 kaçınılmaz bela bu eğitimin de içinde. Özünde insanın işletmecilik yeteneklerini geliştirmesi için tasarlanan sistem popüler kültürün oyuncağı olmuş ve içeriğinden çok kendisi değerli hale gelmiş. Hem kendi sınıfımdan hem de yakın çevremden görebildiğim kadarı ile katılımcıların önemli bir kısmının içerikle, derslerle ya da hayatlarına ne katabilecekleri ile hiç ilgileri yok. Önemli olan kendilerine avantaj sağlayacağını ve bir getiri yaratacağını düşündükleri diplomaya ulaşmak. Kaçınılmaz olarak sonuç kağıdı amaca dönüşmüş durumda.